Makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Makaleler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2011 Perşembe

ANLAYABİLMEK

"Satılık Köpek Yavruları" ilanının hemen altında
küçük bir çocuğun başı gözüktü ve
çocuk dükkan sahibine sordu :
-"Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?"
Dükkan sahibi :
-"30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları" dedi
-"Benim 2 dolar 37 sentim var" dedi çocuk
-"Bir bakabilir miyim yavrulara"
Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve
köpek kulübesinden beş tane yumak halinde yavru çıktı.
Yavrulardan biri arkadan geliyordu. Küçük çocuk
yürümekte zorluk çeken
sakat yavruyu işaret edip sordu:
-"Bunun nesi var?"
Dükkan sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve
hep sakat kalacağını açıkladı.
Küçük çocuk heyecanlanmıştı.
-"Ben bu yavruyu satın almak istiyorum.”
Dükkan sahibi:
-"Hayır o yavruyu satın alman gerekmiyor.
Eğer gerçekten istiyorsan o yavruyu sana bedava veririm"
Küçük çocuk birden sinirlendi.
Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak:
-"Onu bana vermenizi istemiyorum.
O da diğer yavrular kadar değerli ve
ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim.
Aslında şimdi size 2 dolar 37 cent vereceğim ve
geri kalanını ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacağım."
Dükkan sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı:
-"Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum.
Bu yavru hiçbir zaman diğer yavrular gibi koşup,
zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak."
Bunun üzerine küçük çocuk eğildi,
pantolonunu sıvadı ve
büyük bir metal parçasıyla desteklediği
sakat bacağını dükkan sahibine gösterip,
tatlı bir sesle:
-“Ben de çok iyi koşamıyorum
ve bu yavrunun
kendisini çok iyi anlayacak
bir sahibe gereksinimi var" dedi.

Dan Clark

HER ÇOCUK BİR HAZİNEDİR

Her çocuk bir hazinedir evet..Peki bu hazine nasıl işlenmelidir? Ya da nasıl keşfedilmelidir?

Hazineye değer katmak da, onun bir çırpıda harcanmasına yol açmak da bizim elimizdedir.Peki nedir bu ikisi arasındaki fark? Doğrusu hangisidir? Yanlış bunun neresindedir?

Çocuk bir hazinedir dedik..Ellerimizin altında duran bir hazine..Keşfedilmeyi bekleyene kadar, güzelliği kendine saklı olan bir hazine..Altın,zümrüt,yakut nasılsa, bir çocuk da böylesi değerlidir..İşte bu yüzden ona,kendisine değer verildiği hissettirilmelidir..

Onun düşüncelerine değer verilmeli,söyledikleri dinlenmelidir..Kendisine tek başına bir birey olduğu ve saygı duyulduğu sık sık hatırlatılmalıdır..Çünkü bu hazinenin değerine değer katacaktır..

Ebeveynleri tarafından önemsendiğini,söylediklerinin dinlendiğini göre çocuğun kendine olan güveni gelişecektir..Kendine güven duymanın, insan açısından öneminin ne kadar büyük olduğunu düşünebiliyor musunuz? Bu kadar önemli bir konu maalesef gerek ebeveynler,gerekse eğitimciler tarafından göz ardı edilmektedir..Çocuk, evde ve okulda ebeveynleri tarafından susturulmakta, düşüncelerini ifade etmesine izin verilmemekte,bir şekilde başarıp ifade ettiğinde ise,dinlenilmemektedir..Peki sonuç nedir? Sonuç; sessiz ve içekapanık bir çocuk..Sonradan belki olur da aileler çocuklarının bu halinin farkına varırlar ve onu koşa koşa bir psikoloğa götürürler..Oysa ki sorunun ana kaynağı onlardır,farkında olmazlar..Hazinenin tüm ışıltısını yitirmesine sebep olmuşlardır bir kere..Yeniden ışıması çok çok uzun zaman alacaktır..

Çocuk,her zaman çocukluğunu yapar..Çocuktur işte adı üstünde..Ondan bir yetişkin olmasını beklememeli,ona yetişkin sorumlulukları verilmemelidir..Yoksa o hazine çok yıpranır, ışıltısı günden güne azalır..Sorumluluk elbette verilmelidir ona bu bilinci kazanması adına,ama yaşına uygun olmalıdır bu sorumluluklar..Çünkü çocuk,her başarısızlığında suçu kendinde arayacak ve gitgide kendini “Ben beceriksiz biriyim” düşüncesine odaklayacaktır..Kendini bu düşünceye odaklayan çocuk, artık sorumluluk gerektiren davranışlardan yaşamı boyunca kaçacaktır..

Gereksiz yere eleştirilmemelidir çocuk..Hele hele başka çocuklar kıyaslanmamalıdır..”Bak Ayşe/Ali’nin oğluna/kızına..” diye başlayan her cümle, onun kişiliğine bir darbe daha vuracaktır..Öyle ki çocuğun,ebeveynlerinden nefret etmesine kadar varabilir bu işin sonu..Öyleyse ne yapılabilir? Bu hazinenin işlemesi nasıl sağlanabilir? Cevap çok da zor değil aslında..İşin sırrı uygun iletişim yolunu bulmaktadır..Çocukla her zaman barış içinde olunmalıdır..Ona, bir yetişkinden ziyade, daha çok bir yaşıtı gibi davranılmalıdır bu tür konularda..Zamanında ebeveyn olarak bizim de yanlışlarımızın olduğu onlara uygun yollarla anlatılmalıdır..Anne/babasının da hataları olduğunun farkına varan çocuk, hem suçluluk duymayacak, hem de bu konuda kendini anne/babasına yakın hissederek, onlara düşman olmayacak,aksine bu konuda onları bir arkadaşı gibi görüp, her türlü problemini rahatlıkla anlatabilecektir..İşte bu yüzdendir ki çocukla olan iletişimde ne çok katı ne de çok gevşek bir tutum sergilenmelidir..İkisinin ortası her zaman idealdir..

Eğer hazinenin ışıldamasını istiyorsak, onun yaratıcılığını beslemek gerekir..Unutulmamalıdır ki çocukların hayal güçleri çok zengindir..Eğer çocuk bulutu mavi değil de pembe çiziyorsa, bırakılmalıdır o bulutu pembe çizsin..Hayal dünyasına müdahale edilmemelidir..Sanmayın ki o bulutun rengini bilmiyor,sadece hayal dünyasında o bulutu pembe olarak görmek istiyor o kadar..Neden onun bu tatlı isteğini engelleyelim ki? Zaten toplum olarak yaratıcılığı körelmiş bir milletiz..Bırakalım bari onlar bizim geleceğimiz,umudumuz olsunlar..Onlara bu hakkı çok görmeyelim..

Yaratıcılık dedik,hayal dünyası dedik..Peki neler yapabiliriz bunların daha çok gelişebilmesi için..Onlara bol bol kitap okuyabiliriz mesela..Ama okuduğumuz kitapları önceden bir de biz okumamız şartıyla..Neden mi bu şart? Kitabın biricik yavrumuza uygun olup olmadığını anlayabilmek için..Çok renkli ,güzel görünümlü bir kitap asla iyi bir kitap demek değildir,unutmayalım!Kitabın içinde yazanlar, yavrumuzun kulağına gidenler, gördüklerinden daha tesirlidir..Onlara yanlış mesajlar vermek istemeyiz değil mi? Bunu göz ardı etmeyelim..Evet ne demiştik en son; kitap okumak..Peki sadece kitap okumak yeterli midir? Tabii ki hayır! Onunla birlikte resim yapabiliriz, yaptığı resimler hakkında konuşabiliriz...Evdeki artık materyalleri kullanarak bir el becerisi çalışması yapabiliriz..Böylece her maddenin çöp olmadığını, mutlaka bir şekilde geliştirilebileceğini öğretmiş oluruz ona..Görün bakın o hazineden ne yaratıcı faaliyetler çıkacak..Aklınıza hiç gelmeyen şeyleri üretiverecek birkaç dakikada..

Müzik..Evet yaratıcılığı geliştiren bir başka şey de müziktir..Daha birkaç aylıkken çıkardığı seslere dikkat ettiğimizde, bunların bir ahenk eşliğinde söylenen sesler olduğunu fark etmemiz hiç de zor olmaz sanırım..Peki konuşmaya başladıktan sonra söylediği uydurma şarkılara ne demeli.. Peki ne yapabiliriz bu konuda? Onunla birlikte şarkılar söyleyebiliriz,marakas,tef,davul gibi aletler kullanarak ritm tutmayı öğretebiliriz ona..Bir şarkı besteleriz birlikte..Ve hazine ışıldadıkça, ışıldar..

Evet, HER ÇOCUK BİR HAZİNE..Israrla tekrarlıyorum bu sözü..

Hazineye iyi bakalım dostlar...İyi bakalım ki ışıldasın her taraf onların güzellikleriyle...

Yazan: Merve AKYOL

22 Şubat 2011 Salı

Anaokuluna Uyum Süreci


Okul öncesi dönem çocuğunuzun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimi açısından yaşamında çok büyük bir yer tuttuğunu biliyor muydunuz? Bu dönemde çocuğunuzun kişiliğinin %80 i oluşmaktadır. Bu nedenle anaokulu döneminde ilk sosyalleşme sürecini yaşayan çocuğunuzun bu dönemi sağlıklı geçirmesi çok önemlidir.

Anaokuluna alışma dönemi bazı çocuklar için çok sancılı geçmektedir. Çocuğun ilk güven duyduğu obje annedir, sonrasında baba ve bakımı ile ilgilenen anneanne, dede, hala vb kişilerdir. Alıştığı kişilerden sonra başka insanlara güvenmek, dış dünyaya açılmak çocuk için zor bir süreç olacaktır. Bu sürecin zor geçtiğini en çok gözlemlediğimiz aile yapıları aşırı koruyucu- kollayıcı tutum sergileyen anne ve babalardır. Bu tip ailelerde çocuk bireyselleşmeyi sağlayamaz çünkü çevresindeki kişiler yoğun endişelerinden dolayı ya da o henüz küçük diye buna bir türlü izin vermemektedir. Büyüyen her çocuk bireyselleşmek için çaba gösterir, çevresini merak eder, dokunur, yürümek için çaba gösterir ve yürür, yürüyerek ulaşabildiklerinin sayısı artar ve daha çok merakı artar, istediklerini yapmak için sizinle inatlaşır ve kendini ortaya koyar, tüm bunlar çocuk için bir bireyselleşme çabasıdır.
Çocuğun anaokuluna başlama sürecinde sadece çocuk değil annenin de duygusal olarak hazır olması gerekir. Çocuğun ayrılırken duygusal olarak annenin üzüntü ve kaygısını hissetmesi anaokuluna uyum sürecini zorlaştırmaktadır. Çoğunlukla karşılaştığımız durum annelerin çocuklarının ağlamalarına dayanamadıkları noktada onları anaokulundan alma davranışı göstermeleridir. Bu tutum çocuğun gelişimi için oldukça tehlikeli bir durumdur. Bu nedenle annenin duygusal olarak bu kısa süreli ayrılık sürecine hazır olması ya da iki tarafın ayrılık anksiyetesi yaşamaması için kurum psikoloğu ile birlikte hareket edilmesi gerekir.
Anaokulu öncesinde uyum sürecini kolaylaştırmak için oyun grupları oldukça yararlı olmaktadır. Kısa sürelerle başlayan ayrılıklar zamanla daha uzun sürelere yayılmakta ve çocuğun endişesini azaltmaktadır.
Anne – babanın çocuğun içinde bulunduğu yaş itibariyle ayrılık kavramına zihinsel olarak hazır olmadığının farkında olması gerekir. “Sadece 1 saat oyna sen ben hemen gelicem ” ya da “ Eve kadar gidip gelicem “ ifadesini bir yetişkin gibi algılayamaz, “annem beni bırakıp gitti, bir daha gelmeyecek” olarak algılar ve yoğun endişe yaşar . Bu nedenle anaokuluna uyum sürecinde ilk günlerde annenin de okulda kalması yararlı olacaktır. Çocuk anneyle aynı sınıfta durma ihtiyacı duyuyorsa o oyun oynarken anne bir köşede kitap, dergi vs okuyabilir, zamanla uzaklaşma ve güven çalışmalarına devam edilmesi yararlı olacaktır. Annesinin okulda olduğunu hisseden çocuk kendini daha rahat hissederek oyunlara katılacak ve birlikte olduğu öğretmenine, arkadaşlarına güven duyacaktır. Anne ve öğretmen birlikte hareket etmeli ve zamanla anaokulundaki gereksinimlerin karşılanması anneden öğretmene geçmelidir.Öğretmenine güven duyan bir çocuk zamanla annenin yokluğundan kaygı duymayacak, okula- arkadaşlarına uyum sağlayarak sağlıklı bir sosyalleşme süreci geçirmiş olacaktır.
Uzun süre okula adapte olamayan ve yoğun kaygılar yaşayan bir çocuğun anaokuluna gitme konusunda zorlanmaması gerekir. Çocuğun duygularının ve okulla ilgili düşüncelerinin çok iyi algılanması gerekir. Bu çocuk için travmatik bir olay olabilir ve farklı psikolojik problemler yaşamasına zemin hazırlayabilir. Bu çocuğun henüz okul yaşamına hazır olmadığını gösterir. Böyle bir durumda bir uzmanla hareket edilmesi daha sağlıklı olacaktır.
Anaokulu seçerken bir takım noktalara özellikle dikkat edilmesi gerekir. Anaokulunu seçerken çocuğun fikrinin alınması birincil şarttır. Orayı sevmesi ve kendini orada iyi hissetmesi önemlidir. Anaokulunda verilen eğitimin kaliteli olması , personelin konu ile ilgili olarak iyi yetiştirilmiş olması, hijyen ve güvenliğin sağlanması, kurumda bir psikolog bulunması da dikkat edilmesi gereken noktalardandır. Size düşen görev ise öğretmeni ve diğer anaokulu çalışanları ile iletişimizi sürekli olarak sürdürmeniz ve birlikte hareket etmeniz.
Psikolog Eda GÖKDUMAN